
Hastasıyız konserlerde yaşanan ekşınlara, sahne önüne gelme savaşlarına, çığlık atmaya, vokale dokunmaya çalışmaya… Sene 2006 Editors sahnede. Vokal Tom Smith akıllara zarar sesiyle izleyiciyi büyülüyor ve sonrasında ayağı kablolara takılıyor, gitarın kablosu uzamıyor. Olan oluyor… Seyirciye doğru kırmızı fender marka gitarını atıyor. Herkes heyecanlı ve yaşlı gözlerle gitarın neden kendilerinin önüne düşmediğini sorguluyor. Editors’un müzikal zekası da bu çılgınlığa oldukça müsait. İngiltere’nin suyundan ya da besininden midir bilinmez, dünyaya gerek söz, gerek müzik olarak kaliteli adamlar sunuyor. Spiders, An End Has A Start ve son albümdeki You Don’t Know Love Editors’un müzikal formülünün en belirgin olduğu parçalar. Geçtiğimiz One Love’da yine ülkemizi ziyaret eden grup, 5 yılda ünlenmenin verdiği olgunlukla seslendirdi şarkılarını. Sakinlerdi, hevessizlerdi… Nerede o gitarı fırlatan Tom… Bir grubun ilk dönem müziğinin ve tavrının daha kışkırtıcı olduğuna inanan bünyem bir kez daha yanılmamıştı. Fırsat bu fırsat Tom Smith ile gelmeden röportaj yapmıştım. Yine gazete kısa versiyonu sunmuştu… Buyrun gitarı seyirciye atan Tom’un hisleri…
2006 yılındaki İstanbul konseri sırasında seyirciye gitarı fırlatmıştınız. O an sizi sinirlendiren neydi ve sonrasında gitarın akibetini öğrendiniz mi?
O olay herhangi bir şeye öfkenin sonucu değildi. İstanbul konseri, 20 ay süren uzun bir dünya turunun son konseriydi ve bir süreliğine bile olsa bir şey çalmamak çok eğlenceliydi. Geri dönüp baktığımda biraz sorumsuz bir davranış olduğunu söyleyebilirim ama bir anda olmuştu. Gitarın akıbeti konusunda ise bir fikrim yok.
İngiltere müziği son dönemde 70’lerdeki kadar güçlü ve evrensel. Bu durumu neye yoruyorsun?
Kişisel olarak Amerikan guruplarını tercih ediyorum.
Bugüne kadar sahne de olmak size neler kattı?Sahneye çıktığımda çok farklı duygular içinde olabiliyorum. Bu, şarkıdan şarkıya, geceden geceye değişiyor. Bazen oldukça sefil ve kaybolmuş hissederken bazen de çok güçlü ve yenilmez hissedebiliyorum. Festivallerdeki playlist’lerin en sevilen hit parçalar ağırlıklı olması gerektiğini düşünenlerdenim. Konserler sırasında daha uzun sahnede kalabiliyor ve albüm şarkılarıyle izleyicilerinizi bir yolculuğa çıkarabiliyorsunuz ama festivallerde amaç aynı anda kalabalıkla ritim tutmak.
Son albümünüzü kasvetli olarak tanımlıyorlar. Oysaki müzikal açıdan en sert parçalarınız burada. Karanlık tanımlaması üstünüze yapıştı mı?
Evet birçok albüme göre kıyaslayınca öyle. Müziğimizin sırrını bir kalbe sahip olmak, kalpten olmak olarak tanımlayabilirim. Bizi dinleyenler tüm şarkılarımızda bunu hissedebilirler. Bizi ifade eden tek bir şarkı var mı açıkçası bilmiyorum.
In This Light And On This Evening’in sözlerini acımasız dünyaya itaf etmişsiniz. Şu sıralar sizi sinirlendiren ya da ilham veren olaylar nedir?
Birçok şey beni sinirlendirebilir. Mesela bugün salatalıklara çok sinirliyim. (O sıralar Avrupa’da 15 kişi salatalıktan kaptığı EHEC bakterisi salgını yüzünden hayatını kaybetti.)
Eskiye nazaran sözleriniz daha mı cüretkar?
Sözlerimizin bu aralar daha kolay anlaşılır ve daha kişisel olduğunu söyleyebilirim bu açıdan bakarsak cüretkarlık için “belki” diyebilirim. Açıkçası ben sözlerimizde bir cüretkarlık hissetmiyorum. Aksine kendimi ifade ederken çok daha rahat ve sözlere daha yakın hissediyorum. Bu tamamen farklı bir şey.